AKIMLAR
HÜMANİZM
14.yy.da İtalya’da doğdu. İnsanı evrende tek ve en yüce değer sayan, insanı geliştirme ve yüceltme amacını gütmüştür. - Sanatı doğanın bir taklidi olarak kabul etmişlerdir. - Sanatın ve edebiyatın asıl konusu insandır. Edebiyatın amacı insanı mükemmelliğe doğru götürmektir. - Eski Yunan ve Latin Edebiyatı eserlerini örnek almışlardır. - İçinde yaşadıkları çağa, topluma, yerel ve ulusal değerlere uzak kalmışlar; evrenselliği benimsemişlerdir. Önemli Temsilcileri: Dante,Petrarca, Boccacio, Villon, Rabelais, Ronsard, Montaigne, Cervantes, Shakespeare. Türk Edebiyatı’nda Hümanizm: Cumhuriyet döneminde etkili olmuştur. Nurullah Ataç, Orhan Burlan, Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol. İlk Türk hümanist Yunus Emre’dir; ancak diğer hümanizmlerden farklıdır.
KLASİSİZM
17. yy.da Fransa’da doğdu. Malharbe ile başladı. - Yunan ve Latin Edebiyatları örnek alınmıştır. - Akıl, sağduyu ve doğaya önem vermişlerdir. - Gerçeğe benzerlik önemli bir kuraldır. Sanat, doğanın taklididir. - Yapıtlarda değişmez tipler oluşturulmuştur. - Kahramanlar, ruhsal özellikleriyle ele alınır. - Sanat sanat içindir anlayışı hâkimdir. - Düş ve duygu değil, mantık ve ölçü önemlidir. - Sanatçılar, yapıtlarında kişiliklerini gizlerler. - Önemli olan konu değil, konunun işlenişidir. - Sadece insana önem verildiği için dekor, giysi, çevre gibi öğeler önemsenmemiştir. - Kuralcılık ve kurallara bağlılık temel ilkedir. - Eserler ulusal dilin esas alındığı seçkin bir konuşma diliyle yazılmış; ancak anlatımın yalın, açık ve akıcı olmasına özen gösterilmiştir. - Tiyatroda üç birlik kuralına uyulmuştur. Önemli Temsilcileri Tragedya →Corneille: Le Cid, Horace. →Racine: Andromaque, İphigenie. Komedya →Moliere: Gülünç Kibarlar, Cimri, Kibarlık Budalası, Hastalık Hastası, Zoraki Tabip. Roman →Madame de la Fayette: Prenses de Clives. →Fenelon: Telemak. Portre → La Bruyere: Karakterler. Felsefe →Descartes: Yöntem Üzerine Nutuk →Pascal: Düşünceler. Fabl → La Fontaine: Fabller. (Didaktik şiir) Eleştiri →Boileau: Manzum Mektup ve Yergi. Felsefe Anı →Saint Simon. Söylev →Boussuet. Özdeyiş →La Rochefoucauld. Türk Edebiyatı’nda Klasisizm: Türk Edebiyatı’nda doğrudan etkili olmamıştır. Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Direktör Ali Bey’in yaptığı çevirilerde etkilenmişlerdir. ROMANTİZM
18.yy. sonlarına doğru ortaya çıkmış 19. yy. başlarında bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Fransız Devrimi bu akımın doğmasında etkili olmuştur. - Klasisizmin önem vermediği din duygusuna dayanır. - Duygu, coşkunluk ve hayallere büyük önem verilmiştir. - Yunan ve Latin Edebiyatlarının örnek alınmasından vazgeçilmiştir. - Konular tarih ve ulusal kültürden, günlük yaşamdan alınır. - Yapıtlarda aşk, ölüm, doğa, özgürlük konuları işlenir. - İnsan ruhuna önem verilerek karşıtlıklardan (ak- kara, güzel-çirkin, iyi-kötü) yararlanılır. - Gerçek, bir yönüyle değil; çirkin, bozuk, gülünç… bütün yönleriyle ele alınır. - Sanatçılar, yapıtlarında kişiliklerini gizlemezler. - Sanat, toplum için anlayışı hâkimdir. - Tiyatroda üç birlik kuralı terk edilmiş, dram gelişmiştir. - Toplumun her kesiminden seçilmiş kişilere yer verilmiştir. - Anlatım bazen aşırı bir süslü ve gelişigüzeldir. Önemli Temsilcileri Şiir →Victor Hugo: Akşam Şarkıları, Işıklar ve Gölgeler, Sonbahar Yaprakları.. →Lamartine: Bir Meleğin Düşmesi, Şairane Düşünceler. →Goethe: Divan. →Lord Byron: Childe Harold’un Gezisi. →Puşkin: Kafkas Esir, Çingeler. →Alfred de Musset, Alfred de Vigny, Schiller, Heine, Keats, Shelley. Roman → Victor Hugo: Sefiller, Notre-Dame’nin Kamburu. →Lamartine: Graziella, Rapheal. →Puşkin: Yüzbaşının Kızı. →Goethe: Genç Werther’in Istırapları. →Chateaubriand, Alfred de Musset, Aleaxandre Dumas. Öykü → Alfred de Musset, Puşkin. Dram →Victor Hugo: Hernani, Kral Eğleniyor, Ruy Blas, Cromwel. →Schiller: Haydutlar, Wilhelm Tell. →Puşkin. Felsefe, Toplumbilim→J.J. Rousseau: Toplum Sözleşmesi, İtiraflar, Emile. → Montesquieu: Kanunların Ruhu. →Chateaubriand.
Türk Edebiyatı’nda Romantizm: N.Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit, Samipaşazade Sezai, Recaizade Mahmut Ekrem(şiirlerinde). REALİZM
19.yy. ikinci yarısında Fransa’da doğdu. Pozitif (deneysel) bilimlerdeki gelişme bu akımın doğmasında etkili olmuştur. - Gözlem ve belgelere önem verilir, anketlerden yaralanılır. - Yapıtlarda, yaşamda rastlanan gerçek olay ve kişiler anlatılır. - Sanatçılar, yapıtlarını oluştururken anlatımda süsten ve özentiden kaçınmışlardır. - Yapıtlarda biçimsel güzelliğe önem verilmiştir. - Sanat sanat içindir, anlayışı hâkimdir. - Sanatçılar, yapıtlarında kişiliğini gizler; olay ve kahramanları tarafsız bir gözle anlatırlar. - Çevre betimlemeleri, örf ve adetlerin anlatımı önemlidir. - Günlük hayatta rastlanan ya da rastlanması mümkün olaylara, kişilere yer verilir. - Romantik eserlerde sık görülen tesadüflere yer verilmez. - Yalın, açık, yapmacıksız bir üslupla; sağlam bir dille yazmaya özen gösterilir. Önemli Temsilcileri →Stendhal: Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı. →Balzac: Vadideki Zambak, Eugenie Granddet, Goriet Baba. →Gustave Flaubert: Madam Bovary, Salambo, Duygusal Eğitim. →Charles Dickens: Oliver Twist, David Copperfield. →Gogol: Ölü Canlar. →Turgenyev: Rudin, Babalar ve Oğullar, Taşralı Kadın. →Dostoyevski: Suç ve Ceza, Karamazof Kardeşler, Budala. →Tolstoy: Savaş ve Barış, Anna Karanina, İvan İlyiç’in Ölümü. →Gorki: Ana, Üç Kişi. →Mark Twain: Tom Sawyer’in Maceraları. Türk Edebiyatı’nda Realizm: Samipaşazade Sezai(Sergüzeşt), Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası), Nabizade Nazım(romanlarında). Kusursuz bir şekilde işleyen Halit Ziya Uşaklıgil olmuştur. Mehmet Rauf, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Memduh Şevket Esendal.
NATÜRALİZM
19. yy. ikinci yarısında özellikle Fransa’da gelişmiştir. • Realizmin daha ileri ve abartılı biçimidir. • Sanatçılar, olayları ve kişileri bir bilim adamı gözüyle inceler. • Sanatçılar, yapıtlarında yaşamı, çirkin hatta iğrenç yönleriyle anlatmaktan çekinmezler. • Soyaçekim, çevrenin insan üzerindeki etkisi, deneye dayanma ve gözlem önemlidir. • Halkın kolayca anlayabileceği açık ve yalın bir dil kullanılmıştır. • Yapıtlardaki kahramanlar, toplumun hangi kesimindense o kesimin ağzıyla konuşturulmuştur. • İnsan ruhunu, duygu ve düşüncelerini maddeye indirgemişlerdir. • Sanat tolum içindir, anlayışı hâkimdir. • Deneysel gerçekçiliğin edebiyata uygulanması deneysel roman anlayışını getirmişlerdir. Önemli Temsilcileri →Emile Zola: 20 ciltlik tutarındaki “Deneysel Romanı” yazmıştır. Germinal Ve Meyhane en önemlileri. →Alphonse Daudet: Değirmenimden Mektuplar, Pazartesi Hikâyeleri( Hikâye); Trasconlu Tartarin, Jack (roman). →Guy de Maupassant: Tombalak, Ay Işığı (hikâye); Bir Bayat, Güzel Dost, Kalbimiz (roman). →Hauptmann: Güneş Doğarken, Dokumacılar, Güneş Batarken (tiyatro). →Goncourt Kardeşler. Türk Edebiyatı’nda Natüralizm: En kuvvetli temsilcisi Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır. Ahmet Mithat Efendi’nin Müşahedat başarısız bir roman denemesidir. Nabizade Nazım ve Selahattin Enis de bu akımdan etkilenmiştir. PARNASİZM
19.yy. sonlarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Realizmin şiire uygulanan biçimidir. Romantik şiirin aşırı duygusallığına tepki olarak doğmuştur. • Temel ilkesi gerçekçiliktir. Sanatçının işi, doğadaki güzellikleri gerçeğe uygun olarak yansıtmaktır. • Duygudan çok betimlemeye, düşünceye, biçim ve söyleyiş güzelliğine önem vermiştir. Betimlemeler nesnel olmakla birlikte, ayrıntılı, canlı ve renklidir. • Tarihteki mutlu dönemlere duyulan özlem, yabancı ülkelerin manzara ve gelenekleri işlenen konular arasındadır. • Anlatımın açık ve yalın olmasına dikkat edilir. • Yunan-Latin kültür ve mitolojisine yeniden dönülür. • Sanat sanat içindir, görüşüne bağlı kalınır. • Bilimsel ve felsefi düşüncelere de önem verilmiştir. • Şair, kişiliğini gizler, gözlemlerini anlatır. • Şiir; mimari, heykel, resim gibi plastik sanatları örnek alır. • Sadece şiirde gelişmiştir.
Önemli Temsilcileri Leconte, de Lisle, Jose Maria de Heredia, Theodore Banville, Theophile Gautier, François Coppee, Sully Prudhomme. Türk Edebiyatı’nda Parnasizm: Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Yahya Kemal Beyatlı.
SEMBOLİZM
19. yy. son çeyreğinde Parnasizme tepki olarak Fransa’da doğdu. • Dış dünya olduğu gibi değil; hissedildiği, algılandığı, duyulduğu gibi yansıtılır. • Güzellik, anlam açıklığında değil, kapalılıktadır. • Anlatımda açıklıktan kaçınılmış, duygular “telkin” yoluyla duyurulmaya çalışılmıştır. • Şiirde, önemli olan musikidir. Musiki değeri olmayan sözcükler kullanılmaz. • Şiirde anlam aranmaz; çünkü şiir, anlaşılmak için değil, duyulmak içindir • Dil, herkesin anlayacağı seviyede değil, oldukça ağırdır. • Sanat sanat içindir, görüşünü benimsemişlerdir. • Serbest şiirin gelişmesini sağlamıştır. Önemli Temsilcileri Sembolizmin ilk örneklerini Charles Baudelaire vermiştir. Arthur Rimbaud, Paul Verlaine, Stephan Mallarme, Paul Valery, Jean Moreas, Henri de Regnier(şiir). Murice Maeterlinck(tiyatro).
Türk Edebiyatı’nda Sembolizm: İlk olarak Cenap Şahabettin’in şiirlerinde görülür. Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Şeyh Galip.
EMPRESYONİZM
19.yy.da ortaya çıkmış, bütün güzel sanatları etkilemiştir. • Sanatçı, dış dünyada gördüğü varlığın gerçek yönünü değil, kendinde uyandırdığı izlenimleri anlatır. • Dış âleme, ondaki varlıklara ve nesnelere karşı ilgisizdirler. • Daha çok edebiyatta ve resimde gelişmiştir. • İzlenimci eleştirinin doğmasına yol açmıştır. • Şiirde biçime, uyağa önem vermezler. • Sanat sanat için anlayışına bağlı kalmışlardır. • Nesnel olanın özneldeki yansıması amaçlanmıştır. Önemli Temsilcileri Paul Verlaine, Arthur Rimbaud, Rainer Maria Rilke, James Joyce, Reinbaud, Hopkins. Türk Edebiyatı’nda Empresyonizm: Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Ahmet Muhip Dıranas’ın bazı şiirlerinde etkili olmuştur. Nurullah Ataç da eleştiri anlayışı bakımından bu akıma bağlı sayılabilir.
EKSPRESYONİZM
Bir önceki akıma (Empresyonizm) tepki olarak Almanya’da doğmuştur. Resim alnında doğmuş, edebiyatta da etkili olmuştur. • İnsanların en gizli yönlerini açığa vuran bir anlatım yolu kullanılmıştır. • Amacı, insanların ruhsal durumlarını anlatmaktır. • Okuyucuyu sarsarak içinde bulunduğu uyuşukluktan kurtarmak istemişlerdir. • İç gözleme başvurmuşlardır. Önemli Temsilcileri: Franz Kafka, James Joyce, T. S. Eliot, Eugene O’Neill, A. Strindberg.
KÜBİZM
20.yy. başında empresyonizme tepki olarak Picasso ile resim sanatında ortaya çıkmış, edebiyatta daha çok şiirde etkili olmuştur. • Nesneleri üç boyutlu olarak ve geometrik biçimlerle yansıtmaya çalışırlar. • Dış dünyanın yalnız görünen yönlerini değil, görünmeyen yönlerini; yalnız şimdiki zamanı değil, geçmişi ve geleceği de yansıtmak istemişlerdir. • Akla, mantığa dayanmayan bir şiir anlayışı geliştirilmiştir. • Şiirde söz dizimi bozulmuş, düzenli biçimlerden uzaklaşılmış, noktalama işaretleri kullanılmamıştır. • Devamlı olan ve değişmeyen eşyanın, dış görünüşüyle birlikte özünün betimlenmesine çaba göstermişlerdir. Önemli Temsilcileri: Max Jacop (en ünlü şairi), Guillaumme Apollinaire, A. Salmon, J. Cocteau.
FÜTÜRİZM • 20.yy.da ortaya çıkmıştır. • Makineyi ve hızı edebiyata sokmuştur. • Hayattaki her şey hareketlidir, sanatçı da kendinde bir hız bulmuş ve yapıtını bu hıza uydurmuştur. • Geçmişe ve durgun davranışa düşmandır. • Dizelerde makine ve çark seslerini duyurmaya çalışmışlardır. • Şiirde ölçü ve uyağı atmıştır. • Savaşçılığı, tehlike aşkını, tersaneleri, makineleri, tren ve uçakları övmüşlerdir. Önemli Temsilcileri: Marinetti, Mayakovski. Türk Edebiyatı’nda bu akımdan etkilenen tek şair Nazım Hikmet olmuştur.
DADAİZM
I. Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkımların doğurduğu umutsuzluk, yılgınlık ve güvensizlik ortamından doğmuştur. Toplumun bütün değerleriyle alay etmişlerdir. Kuralsızlığı kural haline getirerek kurulu düzene savaş açmışlardır. İsmini bile sözlükten rastgele seçmişlerdir. Kişiyi aklın tutsaklığından kurtarmayı amaçlamış; ancak pek taraftar bulamamıştır. Geçmişin bir değeri yoktur, daha doğrusu hiçbir şeyin anlamı yoktur. Önemli Temsilcileri: Tristan Tzara (kurucusu), Louis Aragon, Paul Eluard. Türk Edebiyatı’nda rağbet görmemiş, sadece Mümtaz Zeki Taşkın ve Ercüment Behzat Lav’ın birkeç şiirinde etkisi olmuştur.
SÜRREALİZM
1924’te Andre Breton’un açıkladığı bildirgeyle ortaya çıkmış, Dadaizm’in yerine geçmiştir. Sigmund Freud’un düşüncelerinden ve Dadacılıktan esinlenerek oluşturulan bu akım 20.yy.ın en uzun ömürlü sanat-edebiyat akımı olmuştur. • İnsanın bilinçaltını açıklamaya çalışmıştır. • Freud’un psikanaliz kuramının edebiyata uyarlanmış biçimidir. • İnsanı bütünüyle kavrayabilmek için; bilinçaltı, rüya, düş gücü de edebiyata kaynaklık etmelidir. • Aklın denetime, her türlü töresel ve sanatsal baskıya karşı çıkmıştır. • Mizah ve alaya büyük önem vermiştir. • Çocukluğa özlem duyma var. • Sanat ve edebiyatta geleneksel biçimlerin dışına çıkma, kapalı ve imgesel anlatıma yönelmiştir. • Söyleyişte özentiden kaçınılır. Önemli Temsilcileri: Louis Aragon, Paul Eluard, Jacques Prevert(şiir); Andre Breton(şiir, roman). Türk Edebiyatı’nda Garipçiler ve İkinci Yeniciler etkilenmiştir. Oktay Rifat Horozcu, Cemal Süreya.
EGZİSTANSİYALİZM
Aslında bir felsefe akımıdır. Sartre’nin edebiyata uygulamasıyla akım haline gelmiştir. II. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkımın sonucu olarak oluşan bunalım ve direnme ortamında yayılmıştır. • Felsefe ile edebiyatı yaklaştırmışlardır. Edebiyatın içeriği felsefi bir boyut kazanmış, özellikle felsefi roman en popüler tür olmuştur. • Eserlerde tip ve karakter bulunmaz. Varlık özden önce gelir, kişi kendi seçtiği davranışla özünü kendisi oluşturur. • Var olma sorunu, kararsızlık hali, dolayısıyla “bunalım” temel konu olarak işlenmiştir. • Eserlerde olay ve merak öğeleri en aza indirilmiş. • Sanatçı, çağının tanığı olmakla ve toplumu yönlendirmekle görevlidir. • Halk yığınlarına değil, aydınlara seslenmişlerdir. • Kapalı, simgesel anlatımı vardır. • Süslü, parlak cümlelerden kaçınılmış, bir filozof ağırbaşlılığı içinde yalın bir anlatım benimsenmiştir. • İnsanın kendisini aşması gerektiği, hür olmaya mecbur olduğu gibi konuları ele alır. Önemli Temsilcileri: Jean Paul Sartre, Albert Camus, Simone de Beauvoir, Andre Malraux, Franz Kafka, Eugene İonesco. Türk Edebiyatı’nda İkinci Yeni hareketi, işlediği temalar benzer. 1955 sonrası öykücülüğünde varoluşçu eğilim daha güçlüdür.
POSTMODERNİZM
Modernizm sonrası, modernden itibaren demektir. 1960’larda varlığını hissettirmiş, 1980’lerden itibaren günlük hayatta da etkili olarak yayılmıştır. • Modern yaşamı sorgulayan ve reddeden bir tavrı benimsemiştir. • Gerçeğin ancak bir parçasının bilinebileceğine inanmışlardır. • Gerçekle- kurmacayı iç içe kullanmıştır. • Modern dünyanın olumsuzlukları karşısında karamsar bir tavır yerine ironik, alaycı bir tavır almıştır. • Özgün bir üslup yerine seçmeli bir üslup geliştirmişlerdir. • Okuyucunun kendi yorumunu ortaya koyması amaçlanmıştır. Önemli Temsilcileri: James Joyce, Wirginia Wolf, Franz Kafka, Max Firisch, Alain Robbe Grillet, Umbero Eco, Octavia Paz, Albert Camus. Türk Edebiyatı’nda Hilmi yavuz, Orhan Pamuk, Oğuz Atay, Latife Tekin, İhsan Oktay Anar, Hasan Ali Toptaş, Yusuf Atılgan, Elif Şafak, Metin Kaçan, Bilge Karasu.
AYŞE AKAY [size=3]
|