SOHBET
1) Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmedir. 2) Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türüdür. Yazarın herhangi bir konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini samimi bir hava içinde okuyucuyla paylaştığa yazılara sohbet denir. ÖZELLİKLERİ: 1- Herkesi ilgilendiren güncel konular seçilir. 2- Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir. 3- Yazar, sorulu-cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verir. 4- İçtenlik, samimilik, doğallık vardır. Sıcak, senlibenli havasındadır. 5- Yazar, kişisel ve mahalli söyleyişlere yer verebilir. 6- Konuşma diline yakın bir dil kullanılabilinir. 7- Sohbet metinleri, öğretici metinler olduğu için dil, ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmaktadır. 8- Gereksiz söz tekrarından, anlaşılması güç, cümle bakımından süslü bir anlatımdan uzak durulur. Açık bir anlatımı vardır. AMAÇ: Sohbetler, yazarın herhangi bir konudaki duygu ve düşüncelerini okuyucuyla paylaşma amacıyla yazılır. NOT: Her konuşma sohbet değildir. Sohbet arkadaşça, dostça konuşarak güzel vakit geçirmektir. Bunun dışındakiler sadece konuşmadır. TÜRÜN ÜNLÜLERİ: Ahmet Rasim (Ramazan Sohbetleri), Şevket Rado (Eşref Saat), Attila İlhan, Nurullah Ataç.
HABER YAZILARI
Haber: 1) Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi. 2) İletişim ve yayın organlarıyla verilen bilgi. 3) Bilgi. Haber bültenlerinin amacı haber vermektir. En doğru, en taze, en ilginç haberler seyirciye veya okuyucuya ulaştırılmaya çalışılır. İnsanlar yaşadıkları yerde ve dünyada olup biten olaylar hakkında bilgi edinme ihtiyacı duyarlar. Bunun için televizyon, gazete ve internet gibi haber kaynaklarından yaralanırlar. Bir olayın haber özelliği taşıması için ilginç, insanların ilgisini çekecek bir olay gerekir. Sıradan olaylar haber özelliği taşımaz. Edebiyatımızda haber uçurmak, haber vermek, dünya yansa haberi olmamak, çocuktan al haberi gibi birçok deyim ve atasözleri yer alır. YARARLARI: Haberler, insanların sosyal, siyasal, kültürel ve günlük hayatla ilgili bilgi almalarını sağlar. ÖZELLİKLERİ: 1- İlginç, orijinal ve doğru olmalıdır. 2- Sağlam ve inandırıcı kaynaklardan yararlanmalıdır. 3- Sade, açık bir anlatım yolu benimsenmelidir. 4- Belli bir plan dâhilinde yazılmalıdır. 5- Genellikle basit, anlaşılır haber cümleleri kullanılır. 6- Kısa cümleler kullanılmalıdır. 7- 5n1k sorularına cevap vermelidir.
5N1K Nedir? Ne, neden, nerde, nasıl, ne zaman, kim sorularına cevap verilmelidir. Bu bir ölçüttür.
HABER KAYNAKLARI:
Resmi ( resmi makamların verdiği haberler), özel ( halkın arasından toplanan haberler) ve ajans ( haber kurumlarından alınan haberler) olmak üzere üçe ayrılır.
Manşet: Manşet, bir habere dikkat çekmek için yazılmış, haberi özetleyen başlıktır. Manşeti okuyan insanlarda merak duygusu uyanması gerekir.
FIKRA
1) Nükteli hikâye. 2) Günlük olayları yorumlayan fikir yazısı.
ÖZELLİKLER: 1- Okuyucunun ilgisini çekecek konular işlenir. 2- Açık, sade, anlaşılır bir dil kullanılır. 3- Konular tarafsız bir şekilde ele alınır. 4- Samimi, içten bir anlatımı vardır. 5- Okuyucuya yazılanları inandırma zorunluluğu yoktur. 6- Her konuda fıkra yazılabilir. Özellikle herkesi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş konularda fıkra yazılır. 7- Fıkralarda işlenen konu güzel ve dokunaklı bir sonuca bağlanarak okuyucu düşündürülmeye çalışılır. 8- Dil, ağırlıklı olarak göndergesel işlevdedir. 9- Genellikle açıklayıcı ve öğretici anlatım türleri kullanılır. 10- Fıkraların anlatımı, samimi ve senlibenlidir. 11- Yazar, okuyucuyla konuşuyormuş gibidir. 12- Yazar, rahat bir anlatımı olduğu için devrik cümleler kullanabilir. 13- Üç bölümden oluşur. Konu veya sorunun tanıtıldığı ve açıklandığı giriş bölümü, konu veya sorunla ilgili düşünce, yorum veya eleştirilerin yer aldığı gelişme bölümü, yargı veya önerileri içeren sonuç bölümü. NOT: Sözlü anlatım ürünü olan fıkralar nükteli küçük hikâyelerdir. Bunlar olayları gülünç, şakalı anlatarak insanları düşündürmeyi amaçlar. Gazetelerde yayımlanan fıkralar ise günlük olayları yorumlayan ciddi veya nükteli fikir yazılarıdır.
TÜRK EDEBİYATINDA FIKRA:
Gazete fıkracılığının bizde ilk örnekleri, Tanzimat’tan sonra Şinasi ve Namık Kemal’in kısa makaleleriyle ortaya çıkmıştır. Usta fıkra yazarları arasında akla ilk gelen adlar Ahmet Rasim, Refik Halit Karay ve Ahmet Haşim’dir. Cumhuriyet Döneminde ise Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Yusuf Ziya Ortaç, Hasan Ali Yücel, Yaşar Nabi Nayır, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’dur. Son yıllarda fıkra yazarlığını sürekli bir uğraş olarak benimseyen yazarlara örnek olarak Haldun Taner, Ahmet Kabaklı, Oktay Akbal, İlhan Selçuk, Mümtaz Soysal, Çetin Altan, İsmail Cem’dir.
GEZİ YAZISI
Bir yazarın gezdiği, gördüğü ve incelediği yerlerden edindiği bilgi, görgü, ve izlenimleri yansıtan yazıya denir. Gezi yazılarında yalnız gezilip görülen yerlerin doğal özelliklerinin belirtilmesiyle yetinilmez. O yerlerdeki insanların gelenek, görenek ve zevkleri de tanıtılmaya çalışılır. Doğru bilgi ve gözlemlere dayalı gezi yazıları tarih, coğrafya, toplumbilim gibi bilim dalları için de yararlı birer kaynak olarak değerlendirilebilir. Gerçekten yaşanmış bir hayat kesiminin ürünüdür. Bu tür yazıların ağır basan yönü, anlatılanların dikkatli bir gözleme dayanmış olmasıdır. Gezi yazarları, uzun bir süre, daha çok insanların hiç gezip görme fırsatı bulamadıkları ülkeleri, bölge ve kentleri tanıtma amacını gütmüşlerdir. Zamanımızda artık dünyanın her köşesi gezi yazarları için bir konu kaynağı olabilmektedir. Bir gezi yazısının kendi türünde değerli olabilmesi bazı nitelikler taşımasına bağlıdır: 1- Okuyucu için ilginç görünüm, durum veya olayları kapsayabilmesidir. 2- Gezilen yerler ile görülen şeylerin dış görünüşünden çok öze inen ve insanların iç dünyalarını yansıtan hususları gözler önüne sürebilmesidir. 3- Görülen yer ve insanları, edinilen izlenimleri yalın, sürükleyici ve renkli bir dille anlatılabilmesidir. İlk gezi yazılarına örnek; M.S. 448’de Hun hükümdarı Atilla’ya gönderilen elçilik heyetinde görevli tarihçi Priskos’un eseri ile M.S. 568’de Kilikyalı Zemarkhos’un Göktürkler ülkesinde Bizans İmparatorluğu elçisi iken tuttuğu notlardır. Gezi yazılarını, yolculuk yapılan yer bakımından ikiye ayırmak mümkündür: a) Yurtiçi gezi yazıları b) yurtdışı gezi yazıları.
TÜRK EDEBİYATINDA GEZİ YAZILARI:
Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in (?- 1562) Miratü’l-Memalik adlı eseridir. Ünlü bilginlerimizden Katip Çelebi’nin Cihannüma adlı eseri de çok önemlidir. Edebiyatımızda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi’nin Tarih-i Seyyah adlı on ciltlik eseridir. Gezi türünün özelliklerini en belirgin bir biçimde taşıyanı, Yirmi Sekiz Mehmet Efendi’nin Fransa Sefaretnamesi’dir. 19. yy. sonlarında yayımlanan ve gerçek bir gezi yazısı niteliği taşıyan eser, Ahmet Mithat Efendi’nin Avrupa’da Bir Cevelan adlı eseridir. Bu dönemin önemli gezi eserlerinden biri de Ali Bey’in Seyahat Jurnalı adlı eseridir. 1908’den sonra gezi türünde eserlerin sayısında önemli bir artış olmuştur. Cenap Şahabettin’in Hac Yolunda, Afak-ı Irak, Avrupa Mektupları adlı eserleri Türkçe gezi türünün başarılı örneklerindendir. Cumhuriyet Döneminden örnekler: Falih Rıfkı Atay: Hint, Deniz Aşırı, Taymis Kıyıları Ahmet Haşim: Bize Göre, Frankfurt Seyahatnamesi Selahattin Batu: Avusturya ve Venedik Günleri. İsmail Habip Sevük: Tuna’dan Batı’ya, Yurttan Yazılar. R. Nuri Güntekin: Anadolu Notları Azra Erhat: Mavi Anadolu Haldun Taner: Düşsem Yollara Yollara Melih Cevdet Anday: Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan.
ANI
Bir kimsenin kendi başından geçenleri veya tanık olduğu olayları anlattığı esere anı denir. anı, bir kimsenin kendi başından geçen ya da kendi döneminde ortaya çıkan olay ve durumları gözlemlerine, bilgilerine dayanarak anlattığı yazı türüdür. Kısaca, yaşanmış olayları anlatan yazı türüdür. Anı, edebiyat türlerinin en yaygınıdır. İnsanoğlunun yaşantılarını başkalarıyla paylaşma ihtiyacından doğmuştur. Anılar, yaşanılan olayların, durumların insan belleğinde bıraktığı izlerdir. Anı yazarı, gücünü belleğinden, gözlemlerinden alır. Zaman zaman değerlendirmelere, yorumlara da girişir.
Bir Anı Yazısının Başlıca Nitelikleri: Anı yazıları, içtenlik ve gerçeklik üzerine temellenir. Doğruluk, yüreklilik, açık sözlülük gibi bir takım erdemler gerektirir. Anı yazılarının okunmasını ve yaşamasını sağlayan ana etkenlerden biri de dildir. Yaşanılan ya da gözlemlenen olaylar ne kadar ilgi çekici olursa olsun, dilin anlatım gücüyle biçimlendirilmezse ilginçliğini yitirir. Bundan dolayı anı yazarının, güçlü bir bellek, gözlem gücü yanında; incelmiş bir dil zevkine de erişmesi gerekir. Anı Yazmada Amaç: • Kişinin kaybolup gitmesine gönlü razı olmadığı bir gerçeği ortaya koymak. • Yazma alışkanlığı içinde bulunmak. • Gelecek kuşaklara uyarılarda bulunmak, ders vermek. • Birlikte yaşadığı kişilerden kimilerine karşı duyduğu hayranlığı belirtmek. • Tarih ve kamuoyu karşısında hesaplaşmak, pişmanlık duygularını anlatarak rahatlamak, bir çeşit günah çıkarmak. NOT: Eski Yunan Edebiyatında Ksenophon (M.Ö. aşağı yukarı 427- 355)’un Anabasis adlı eseri, bu türün ilk örneklerinden sayılır. Türk Edebiyatı’nda Anı: Türk Edebiyatı’nın ilk örnekleri olan Orhun Yazıtları, kağanların üzerlerine aldıkları görevleri uluslarına karşı nasıl yerine getirdiklerini anlatmakla başlar. Eski edebiyatımızda bu türün ilk önemli eseri, Babür Şah’ın (1480- 1530) anılarını kapsayan Babürname’sidir. Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türki’si de bir anı kitabıdır. Anı edebiyatımızda adı hiçbir zaman unutulmayacak yazarlarımızdan biri Ahmet Rasim’dir. Gecelerim, Falaka, Fuhş-ı Atik gibi çok değerli anı kitapları vardır. Büyük Türk yazarı Halit Ziya Uşaklıgil’in Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikaye; Hüseyin Cahit Yalçın’ın Edebi Hatıralar gibi çok önemli eserleri vardır. Anı Yazarlarından ve Yapıtlarından Örnekler Hüseyin Cahit Yalçın: Edebi Hatıralar Halit Ziya Uşaklıgil: Kırk Yıl Ahmet Rasim: Muharrir- Şair –Edip Falih Rıfkı Atay: Zeytindağı Yusuf Ziya Ortaç: Portreler Oktay Akbal: Şair Dostlarım Nadir Nadi: Perde Aralığından Abdülhak Şinasi Hisar: İstanbul ve Pierre Loti Yahya Kemal Beyatlı: Siyasi ve Edebi Portreler Ahmet Hamdi Tanpınar: Edebiyat Üzerine Makaleler, Kerkük Anıları Halide Edip Adıvar: Mor Salkımlı Ev( roman halinde) Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Anamın Kitabı.
AYŞE AKAY [size=3]
|