Ilıca akşamlarında garip bir hüzün Aşk kokulu saçlarım semanın ağzında Gözü kara çökmüş yüzün Ayrılık mızraplı kırık sazında Kızıla gebe güllerin selama durmuş Karanlığın uzun saçlı asi kraliçesine… Çiy tanelerini yudumlarken güneş El sallar tekmelediğim lanetli taşlar Boynu bükük gider sen kokulu yaşlar!.. Geride kalan deprem göçüklerini Yüreğime basıyorum nemli ağıtlarla Geleceğe bakan efsunlu yönlerimi Uğurluyorum hazansı vedalarla…
Senden kalan tüm varakları kaldırdım Tozlu rafların en hazin kuytusuna Bir daha görmemek adına saldırdım Adını yazdığım rüyaların buğusuna Susturdum seni yazan her kalemi Pusturdum katillere sen kokan tenimi Düş ülkesinin padişahını indirdim tahtan Hesabını soruyorum cellâdın baltasıyla Beni hain öfkelere teslim eden bahttan Ve avucumu sıkarak başı eğik yüreğimle Çekiliyorum sükût içinde buruk bakışlardan Ilıca akşamlarında hazin bir melodi İşte şimdi dinlemeli şarkıları kuğulardan…